SİSTEM KRALLARI VE KÖLELERİ

532865_6cabd7b8eae6546e416b3837783b23e7

Eğitime; ailede başlayan ve okulda devam eden yaşama hazırlanma çalışmaları denebilir, eğitim anlayışı her devirde değişmiş ve çeşitlenmiştir. Dünya eğitim sisteminde çeşitli eğitim politika ve yaklaşımları yıllardır denenmekte ve uygulanmaktadır. Bunlar, geleneksel ve çağdaş eğitim yaklaşımları olarak iki kategoride ele alınabilir. Geleneksel ve çağdaş eğitim anlayışı sadece kavramlarda değil, uygulamalarda da farklılıklar göstermiştir. Bu uygulamalar sonucunda yetişen çocukların da, dolaylı olarak ayrı düşünce ve bakış açılarına sahip olduklarına yönelik gözlemler bu doğrultudadır. Bu ise kanımızca, bir ülkenin geleceğe bakışı için önemli bir noktayı teşkil etmektedir. Sizler için Asya ,Avrupa ve Afrika kıtalarının eğitim sistemlerini ve durumlarını inceledik . Bunlar Finlandiya , Güney Kore ve Tunus’un eğitim sistemi.
O halde Türkler ile aynı soydan geldiklerini idea eden G. Kore’den başlayalım:
Kore Modeli: Dayanıklılık ve çok, çok, çok çalışma
Uzun yıllardır, Asya’nın bazı bölgelerinde, sosyoekonomik merdivenin basamaklarını başarıyla tırmanmanın ve güvenli bir iş bulmanın tek yolu bir sınava girmekti, diyor Ulusal Eğitim ve Ekonomi Merkezi’nin CEO’su Marc Tucker. Bu sınavlar kapsamlı bir bilgi hakimiyeti gerektiriyordu ve bu sınavlara girmek çok yorucu bir geçiş ayini gibiydi. Bugün Konfuçyüsçü ülkelerin pek çoğunda, hala sınav kültürüyle desteklenen türde bir eğitim başarısına saygı duyuluyor.Bu ülkeler arasında Güney Kore; en aşırı uçtaki ve tartışmasız en başarılı ülke olarak diğerlerinden ayrılarak öne çıkıyor. Koreliler kayda değer bir başarıya imza attılar: Ülkedeki okur yazarlık oranı yüzde neredeyse %100  . Ayrıca Kore, uluslararası karşılaştırmalı başarı testlerinde en ön sıralarda yer alıyor. Buna eleştirel düşünme ve analiz testleri de dahil. Ama bu başarının bir de bedeli var: Öğrenciler başarmak için muazzam ve acımasız bir baskı altında yaşıyor. Yetenek fazla dikkate alınmıyor, çünkü ülke kültürü çok çalışmaya ve çalışkanlığa her şeyden daha fazla inanıyor. Başarısızlık için hiçbir bahane kabul edilmiyor. Çocuklar yıl boyunca hem okulda hem de özel öğretmenlerle ders yapıyor. “Eğer çok çalışırsanız, yeterince zeki olabilirsiniz” inancı hakim.“Koreliler temel olarak harika bir geleceğe sahip olmak için bu zorlu dönemi atlatmalıyım diye düşünüyor” diyor PISA eğitim direktörü ve OECD eğitim danışmanı Andreas Schleicher. “Bu bir, kısa dönem mutsuzluk ve uzun dönem mutluluk sorunsalı.” Bu sadece ailelerin çocuklarına baskı yapması değil. Kültür, geleneksel olarak uyumlu olmayı ve düzeni kutsadığı için diğer öğrencilerden gelen baskı da performans beklentilerini yükseltebilir. “Bu toplum davranışı, erken çocukluk dönemi eğitiminde bile kendini gösteriyor” diyor Georgia Üniversitesi okul öncesi eğitim profesörü Joe Tobin. Diğer Asya ülkelerinde olduğu gibi Kore’de de sınıfların sayısı oldukça kalabalık. Ancak Kore’de hedef, bir öğretmenin sınıfa bir topluluk gibi önderlik etmesi ve akran ilişkilerinin gelişmesidir.
Başarı düzeyi her ne kadar yüksek olsa da bu eğitim sistemi Korelilerin insan olduğunu unutturuyor . Sadece dünya hayatı için saplanmış hırslarının olması çok acı. G. Kore’de ateist oranı çok yüksek bu da onları yaşadıkları dünya dışında hiçbir varlığa bağlamıyor. Eğitim sistemleri kadar insanların psikolojilerinin iyi olduğu tartışılır.

FİN EĞİTİM SİSTEMİ:

Türkiye’deki bir çok öğrencinin yıllardır hayal ettiği bir eğitim sistemi. Keşke teneffüsler 45 dakika dersler 10 dakika olsun diye dua edilen bir sistem.Şaka değil.Finlandiya öğrencileri bizim yılladır hayalini kurduğumuz eğitim sistemine sahip. Sizlere biraz da yıllardır hayalini kurduğumuz Finlilerin eğitim sisteminden bahsetmek istiyorum.

Finlandiya Modeli: Müfredat dışı seçim, içsel motivasyon
Finlandiya’da çocuklar hem katılığın hem de esnekliğin faydalarını öğreniyorlar. Eğitimcilere göre Finlandiya modeli bir ütopya.Finlandiya’da okul toplumun merkezinde yer alıyor. Okul sadece eğitim hizmeti değil, sosyal hizmetler de sunuyor. Eğitimin amacı kişilik yaratmak .Finlandiya kültürü, içsel motivasyona ve bireysel ilginin peşinden gitmeye değer veriyor. Finlandiya eğitim sisteminde nispeten daha kısa ve okul tarafından finanse edilen müfredat dışı etkinliklerle zenginleştirilmiş bir okul günü geçiriliyor. Tek istisna, okullar tarafından değil, ilçeler tarafından finanse edilen spor. Finliler, en önemli öğrenmenin sınıf dışında gerçekleştiğine inanıyor. Lisedeki öğrencilerin aldığı derslerin 3′de biri seçmeli. Hangi yeterlik sınavına gireceklerine bile kendileri karar veriyor. Stresin düşük olduğu bir kültür olan Fin kültüründe, çok çeşitli öğrenme deneyimlerine değer veriliyor. Ancak tüm bunlar bu eğitim sistemini, akademik zorlukların dışında tutmuyor. Finlandiyalı eğitimci ve yazar Pasi Sahlberg şöyle diyor: “Finliler Finlandiya dışında pek varlık gösteremezler. Bu da insanların eğitimi daha ciddiye almasını sağlıyor.. Finlandiya çift dillidir ve her öğrenci hem Fince hem de İsveççe öğrenir. Ve başarılı olmak isteyen her Finli mutlaka başka bir dil daha öğrenmelidir. Bu dil genellikle İngilizcedir. Bunun dışında Almanca, Fransızca, Rusça ve daha pek çok dili de öğrenir. En küçük çocuk bile kendilerinden başka kimsenin Fince konuşmadığını anlar. Eğer hayatta farklı şeyler yapmak istiyorlarsa, dil öğrenmek zorundalar.”Finliler ile Güney Koreliler temel bir ortak noktası bulunuyor: Öğretmenlere ve akademik başarılarına gösterilen derin saygı. Finlandiya’da eğitim programı başvurularının sadece 10′da 1′i kabul ediliyor. 1970′lerde öğretmen okullarının yüzde 80′inin kapatılmasından sonra geriye sadece en iyi üniversite eğitim programları kaldı. Bu da ülkedeki öğretmenlerin statüsünü yükseltti. Finlandiya’da öğretmenler bir yılda 600 saat ders veriyor. Kalan zamanlarını mesleki gelişime, iş arkadaşlarıyla, öğrencileriyle ve ailelerle bir araya gelmeye ayırıyorlar. Amerika’da ise öğretmenler yılın 1100 saatini sınıfta geçiriyor. İşbirliği, geri bildirim ve mesleki gelişim için çok az zamanları kalıyor.
Finlilerin eğitim sisteminden ziyade ilgimi çeken nokta başka bir şey oldu. Sosyal hizmet.Türkiye’deki öğrenciler bırakın ders dışı etkinliği hatta bırakın istediği sınava girmeyi ,istediği mesleği bile yapamıyorken sosyal hizmet bir ütopya.Bizler sosyal hizmet beklentisi içerisine henüz girememiş hayallerini Meb’in şevkatli kollarına bırakmış bir gurup talihli öğrencileriz.
Bulunduğumuz duruma şükretmemizi isteyen sürekli bize “ Siz henüz Afrika’yı görmediniz, insanların iyi bir sistemden ziyade sadece okulumuz olsun diye yatıp kalkıp dua ettiği ülkeler var. “ diye söyleyenler var. Sizler bulunduğunuz duruma tamah etmeyin diye bende Afrika‘nın eğitim adına yoğun çalışmalar yaptığı bir ülke seçtim.
TUNUS EĞİTİM SİSTEMİ: Bağımsızlığını Eğitim İçin Kazanmış

Tunus bağımsızlığın ardından eğitime çok büyük yatırımlar yapmıştır. Tunus’un eğitim politikaları üç sütun üzerine inşa edilmişti. İlk olarak, bütçe¬den eğitime en büyük pay (%31,5) tahsis edilmişti. Bu bağlamda 1960 yılında Tunus Üniversitesinin kuruluşu için girişimler başlatıldı. Öğretimi yaygınlaştırma ve ikili öğretimin kapılarını tüm erkek ve kız öğrencilere açma çalışmaları yapıldı. Tunus’taki eğitim sistemi insani, sosyal ve sayısal farklı ilim dallarında, teknik ve teknolojinin farklı yönlerinden yararlanmada çağın yeniliklerini getirme konusunda önüne çıkan engelleri kaldırmaktan bir an bile geri kalmadı. Son yıllarda Tunus hükümetinin bu alanda yaptığı en önemli yatırım¬lardan biri de, bilişimin tüm öğretim seviyelerinde yaygınlaştırılması için görülmemiş düzeyde kaynak aktarılması olmuştur. Bu bağlamda, bilgi toplumu mekanizmalarında yer alma çabaları tamamlanmış ve “Yarının Okulu için Uygulama Planı: 2002 -2007” biçiminde ifade edilen parola ile duyurulmuştur.
Tunus’ta eğitim sistemi üç aşamalıdır. İlköğretim on, orta öğretim ise dört yıldır. Ardından yüksek öğrenim gelmektedir. Onatlı yaşına dek eğitim zorunludur. Yüksek öğrenime gelince, Arap – İslam ülkeleri arasında Tunus liseden mezun olan her öğrencinin – ki, Tunus’ta bunlara Bakalorya denir- üniversite¬ye devam etmesini garanti altına ülkeler arasındadır. Öğrencilerin üniversite¬ye kabulü, denklik ve hak etme önceliğine dayalı bir yön belirleme sistemine göre yapılmaktadır.
Geleceğin kapılarını açan, bireylerin ve halkların geleceğini belirleyen bilimdir. İster siyasi düzeyde olsun, ister iktisadi, sosyal ve kültürel düzeyler¬de olsun, bilim toplumların kurtuluşunun temel koşuludur.Bu durumda eğitime yapılan yatırım geleceğe yapılan yatırımdır. Çünkü bilim en iyi geleceğin güvencesidir.
Okulun tüm değişiklerle tek başına yarışması mümkün değildir ama okul en azından gençliğe bir gelecek perspektifi kazandırmak, onları iş yaşamında¬ki değişikliklere ve yeni durumlara ayak uydurabilecek yetenekli bireyler haline getirmek durumundadır.
Yarının okulu dünya ile rekabet edebilecek donanım ve kapasiteye sahip olmalıdır. Eğitime yapılan yatırımlarının geri dönüşü için, insan kaynaklarının uygun biçimde hazırlanması temel koşuldur. Bilim ve teknolojideki gelişmelere ayak uyduramayanlar, günümüz dünyasında varlıklarını koruyamayacaklar.
Tunus’da eğitim sistemi sürekli iyileştirilmeye çalışılıyor ve ekonomik açıdan eğitime oldukça sağlam yatırımlar yapılıyor. Araştırmalarımı yaparken Tunus’da üniversite okumanın oldukça avantajlı olduğu kanısına vardım.Tercihleriniz arasında düşünülebilir. Ekonomik olarak da eğitim açısından da oldukça rahat bir ülke olduğu söyleniyor. Ayrıca yabancı Öğrencilere karşı öğretim görevlilerinin çok yardım ettiği de söyleniyor.Geniş çaplı bir araştırma yapmanızı tavsiye ederim.
Yıllardır eğitim sistemimizin bizi kurban ettiğini ve tüm başarısızlıklarımızın sebebini eğitim sistemine yükleyerek eğitim hayatımızı sürdürdük. Fakat şu da var ki eğitimin kalitesi sadece sistem ile olacak bir şey değil. Olamaz. G. Kore ve Finlandiya sitemlerine baktığımızda birbirinden çok farklı sistemlere sahip bu ülkeler. Bu ülkelerin sistemlerinin ne kadar insan fıtratı için doğru olduğu da oldukça tartışmaya açık bir konu. Velhasıl kelam her şeyden önce “ekonomi “. Biz istersek Finliler gibi günlük iki saat okula yollayalım öğrencileri ve yahut da G. Kore gibi çocukları okullarda sabahlatalım. Ekonomik anlamda sistemimize bir yatırım yapmadıktan sonra bunların hiçbir anlamı yok. Eğitimcilerimizin bizler için yapacağı yatırım belli peki ya senelerdir lanet okuduğumuz sistemin muhafızları ‘öğretmenler’ bizler için ne yapacak? Kuşkusuz hayal kurmayı öğretmek. Hayaller gelecekte yapılacak yatırımların en sağlam temelidir. Hayal kurmayı bilmeyen öğrenciler başkalarının hayallerini gerçekleştirmek için kapitalist düzenin köleleri olur ve sadece tek yaptığı şey sisteme isyan etmek olur. Sitem, isyan bizi bir milim bile öteye götürmüyor. İçinde bulunduğumuz sistemi kabul edin ve çalışın demiyorum fakat artık isyan etmeyi bırakıp bir şeyler yapın. Bizler yıllardır bu kanserin panzehirini başkalarından istedik. Hazırcı bir toplum olduk.Bu şekilde istikrarımızı bozmazsak başkalarının hayallerini gerçekleştirmekte mastır yapmış bir toplum olarak tarihe geçeceğimizden hiç şüphem yok.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: