ALTIN VE BAKIR

tala-va-mes16

“Onun aşkının kimyasından bu kara yüzüm altın oluverdi. “

Bir altın ve bir bakır hangisi daha değerli ?  Bakır merhamet ister ,sevgi ister, aşk denilen bir kimya ister, bakır emek ister en çokta onun kimyasını değiştirecek  aşk’ı  ister. Tala va Mes öyle güzel anlatmış ki aşkın kimyasını… İlmek ilmek işlemiş… Hayatımızın  merkezine  kaygılarımızı, ulaşmak için çıldırdığımız hedefleri koyup etrafımızdaki küçük mutlulukların farkına  varmadan yaşadığımız piŞmanlıklar .  Geriye koca keşkeler bırakır. Bu filmi tam sekiz kez izledim  ve benim hayat felsefem oldu. Kriterim Allah oldu. İlme doyamayan Seyit ve kendisini ailesine adayan Zehra’nın öyküsüdür Tala va Mes .

Seyyid Rıza  gecesini gündüzüne katıp ilim öğrenmek Zehraya ve çocuklarına  bakmak , ailesinin geçimine katkı sağlamak üzere evliliklerinin en güzel yıllarında, Tahran’a yeni taşınmış bir talebedir.İdealist bir koca olan Seyyid Rıza her  ne kadar iyi bir eğitim almış olsa da  İran’da medreselerin en yoğun faaliyet verdiği yere taşınıp ilmini en iyi seviyeye çıkartacakken  eşi Zehra hastaneye kaldırılır ve eşinin yavaş yavaş felç olacağını öğrenir . Aslında  bakıldığında bu Seyyid için çok büyük bir facia  ama bu hastalık Seyyid’in hayattaki minik mutlulukların ,anların farkına varmasını sağlayacak.Aslında en önemlisi de yaratanın ona ne kadar fedakar bir eş verdiğini, eşinin onun eli ayağı olduğunu fark ediyor  .Artık Seyyid rahle başında ilim öğrenen bir baba olmak ile kalmayıp çamaşır yıkayan, yemek yapan, çoçuklarını okula götüren kucağında oğlu ile medreseye giden bir baba olur. Bu zorlu süreçte  kalbinden eksik etmediği sabır ve tevekkülü hep korur, kızı Atıfe’ye de sabırlı olmasını telkin edecektir.

Benim en çok sevdiğim sahnelerden bir tanesi şuydu : eşi artık hastalığından dolayı halı dokuyamaz ve seyit halı dokumaya başlar evin geçimi ve eşinin hastane masraflarını ödeyebilmesi için  daha fazla çalışması gerekiyordu  fakat bir yandan da eğitimine devam etmesi gerekiyor seyit halı dokurken bir yandan da ders çalışıyor :

Seyit:insanın dört türlü nefsi vardır ki her biri ayrı bir mertebeye sahiptir nefs-i nebati, nefs-i hayvani ….mavi mavi yeşil yeşil iki ilmek… kahverengi , mavi nefs-i rahmani  o cevherdir yeşil yeşil üç ilmek…

Gecenin yarısı karanlık bir odada ilmek ilmek ,renk renk  halı dokuyan   bir Seyyid…  o ki eşi bir yandan yemek yaparken diğer bir yandan kızının ödevini yaptırmaya çalışır aynı zamanda oğluyla ilgilenirken kafasını rahleden kaldırmayan bir eş idi.

Bu zorlu süreçte Seyyid hiç dikkat etmediği ,önemsemediği  minik mutlulukları fark ediyor bu  hastalık eşinden çok onun imtihanı oluyor. Sadece eğitimine odaklanan Seyyid ailesi dışında kimseye önem vermezken başkalarının hayatlarına  dokunuyor.

 

Mutluluk küçük şeyleri görmektedir . Bir ağacın çiçeğindedir umut. Şer sanılan şey , yaşayanın da başkalarının da hayrı olur. Mesela bir aile başka bir ailenin yok olmasına engel olur. Hemşire  Zehra’nın  hastanede kaldığı süre boyunca  ondan çok şey öğrenir ve boşanmak üzere olduğu kocasına bir şans daha verir.

Belki de iki kelimede bitiyor her şey, iki kelimede başlıyor. Seni seviyorum  demenin huzuru  bir kalpten diğer kalbe ,çok  şeymiş gibi görünen  her şeyin aslında  hiçbir  şey olması gerçeğiyle akar.

 

Birbirlerine duydukları saygıyı bakışlarla yansıtabilmeleri ve güzel sözler karşısında  birbirlerinden utanmaları ile birbirlerine olan sonsuz hayaları…

Bir eşten sonsuz bir sevgi,saygı,merhamet,sadakat,cömertlik… gibi şeyler beklenir muhakkak hepimiz bir bir beklentileri budur. Ama bir eşten hayatın farkına varması bu yalan dünyadan da duymamız gereken mutlulukları dinlemesini istemek…

Onun sonsuz kudreti  hastalıkla bir  insanı hayata bağlıyor bana göre Seyyit bitkisel hayatta olan bir adamdı.

Dünyaya  gelme sebebimiz belli ama o istiyor ki yani ben buna inanıyorum  mutlu bir şekilde  bu sınavı tamamlayalım çünkü onda sınav kağıdının kenarlarına çiçek,salıncak,bacası tüten ev …. çizmek  sınavı geçersiz veya resmiyet dışı saymıyor . O bizi mutlu istiyor. Üç günlük dünyayı  kendimize cehennem etmesek mi?  O’na armağan edeceğimiz huzurlu bir kalp dışında  başka bir şey istemiyor.

Yazımı filmin son sahnesiyle bitirmek istiyorum..

 

Bir hazine ya da bir kimya, bir iksir,
Mutluluğun sırrını yanlış şeyde arıyorlar.
Orada olmadığı malumdur.
Bu hazineyi hayal edenler, bu hayal ile hazineyi kaçırıyorlar.
Tüm bu mantık tek kelimeyle özetlenebilir: ister buna “anahtar” deyin ister “remz”
Ama hiç de öyle karmaşık değildir bu.
Yüce Allah bu remzi Hz. Musa’ya bir kelimede söyledi:
Buyurdu: “Benim için sev, benim için buğz et.”
İşte bundan ötürü, tüm amellerin kabulünün remzi “velayet”tir.
Allah için sevmek
Allah kimleri seviyorsa, sen de onları seversin
Allah’tan ötürü sevmek Allah için sevmek
Kaş ve göz; dış görünüş için değil,
Hatta kendi gönlünüz için değil.
Sadece Allah için!
Eğer sevginin mizanı Allah olursa kimse sizi takdir etmese de, yine seversiniz.
Vefasızlık görseniz de, doğru olanı yapmaya devam edersiniz.
Bu menzile varamayıp, yarı yolda kalanlar, Allah için çalışmıyorlar.
Bu yolda Allah için ne kadar zorluk çekerseniz, daha çok Allah’a yaklaşırsınız.
“O’nun aşkının kimyasından bu kara yüzüm altın oluverdi.”
“Evet, senin lütfunun mutluluğuyla toprak altın olur.” (Hafız Şirâzi)
İnsanların arayıp durduğu bu kimya aşktır.
Gerisi çer-çöptür. Şimdi azizlerim, neden bu sözü söylediler anlayacağız:
“Eğer okuduklarınız bizimkiyle aynıysa yırtıp atın kitaplarınızı!
Çünkü aşk ilmi hiçbir kitapta yazmaz!”

 

ALTIN VE BAKIR” için bir yorum

Kendininkini ekle

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: