morocco’da kırk beş gün

DSC_0008

Neden Fas? sanırım öncelikle buradan başlamak gerekir. Fas’da kutup yıldızını ve sahra kadınlarını görmekti hayalim sonrasında ise tabi ki kırmızı şehrin tam ortasında ali kaya pozu vermek 🙂 hepsi gerçek oldu. Dolu dolu tam 45 gün. Her gününe değer.

Aıesec’in yaz kampı staj programı ile Fasa gittim. Fas’a staj programı ile gitmemin sebebi bir buçuk ay boyunca beleş kalacak yer ve yemek verilmesi oldu açıkçası. Yanımda bir arkadaşım ile çıktık bu yola. En ucuz bileti bulmak ümidiyle  başladı küçük dramımız tam bir hafta her gün abartısız en az bir saatimiz ucuz bilet ve sponsor bulmakla geçti diyebiliriz. Yaza denk geldiği için haliyle tatil zamanı fiyatlar Everest dağına ulaşmıştı bizde ucuz olsun altı üstü beş altı saat aktarmalı uçacağız dedik gittik en alınmayacak Arap hava yolundan biletimizi aldık  “Tunus Air ” bu hava yoluna dair bir daha hiç bir şey görmek istemiyorum. Neden mi? Minicik koltuklar, verdiğimiz paraya değmeyecek yemek ve iki hafta Tunus,İstanbul ve Fas arasında gidip gelen valizlerimiz .

Annem hep der  “ucuz etin yahnisi yenmez .” diye vallahi yenmiyor  ama ne yapalım? Öğrenciyiz abi…

Kazabilankaya indik valizleri bekliyoruz … Bekliyoruz,beklemekteyiz ve hala bekliyoruz.Valizler yok.Bizim gibi aktarmalı gelen herkesin valizi yok. Görevlilere olmayan İngilizcemizle valizimizin olmadığını nerede olduğunu sormaya çalışıyoruz…Tüm arap edasıyla ve ilgisizliğiyle bilmediğini ve şimdi olmazsa akşama geleceğini söyledi. Bizim bir an önce Agadir’e gitmemiz gerekiyordu çünkü proje ertesi sabaha başlıyordu. Eee bize valizlerimiz gelince yollayacaklarını söylediler ve el mahkum hava alanından ayrıldık. Casablanca’dan  Agedir’e 10 saatlik bir otobüs yolculuğu ile vardık. Aıesec görevlileri bizi karşıladı. Hepsi inanılmaz tatlı görünüyordu ve gerçekten de öyleydiler. Yoldan geldiğimiz için bizi hemen yemek masasına oturttular kocaman bir Tajin tabağı ve içinde en sevdiğim et: BALIK. İnanılmaz, dehşet bir kokusu vardı sadece kokusu ile bile insan doyabilir. Yemek ortada, ekmekler tamam ama çatallar eksik.Arkadaşlarımız çatallar olmadan yemeğe başladı.Tam bir Arap kültürüyle ekmekle balığı bir güzel gömdük.Çatalsız yemenin sadece bu akşama mahsus olacağını düşünerek olmayan pijamalarımız  ile uyuduk. Sabah kalkar kalkmaz hava alanına gittik güya valizlerimizi almaya… sonuç:yok. Kampta bizim gibi gelen beş kişi daha vardı hepsi Araptı Mısır,Cezayir ve Tunus’dan gelmişlerdi. Kamp arkadaşlarımız ile tanıştıktan sonra birde öğrenciler ile tanıştık  5-15 yaş arasında çocuklardan oluşuyordu. Bize Türkiye’den  giderken oradaki yardıma ihtiyacı olan çocuklara öğretmenlik yapacağımız söylendi ama pek öyle olmadı.Yalancı insanlar.Neyse… Her şeye rağmen dünyanın her yerinde çocuklar harika. Size kamptan da bahsedeyim biraz iki haftada bir öğrencilerin değiştiği bir çok faaliyetin bulunduğu zengin insanların zengin çocuklarının gittiği zengin bir kamptı.Jet ski,go kart ,lunapark,havuz,okyanus,sineme,dans…. daha bir çok faaliyetin iki haftaya sıkıştırıldığı inanılmaz eğlenceli bir yaz kampı.

Agadir’de ilk haftamız inanılmaz eğlenceliydi akşama kadar aktiviteleri sonrasında festival konserleri …Gerçekten çok başarılı gruplar vardı özellikle Mashrou’ Leila-Shim El  Yasmine grubu harikaydı.İnstagram hesabımda küçük bir video var bu grup çalarken izleyebilirsiniz.

Şimdi siz diyorsunuz sen bu çocuklarla nasıl anlaştın vallahi tarzanca çocukların çok azı İngilizce biliyor .Hepsi Arapça ve Fransızca konuşuyor. Zaten çokta onlara  sözlü bir şeyler anlatacak durum olmadı. Hazır çocuklardan konu açılmışken biraz onlardan bahsedeyim. Hepsi inanılmaz tatlı çocuklar zaten öğretmen olduğumuz için ayrı bir sempati duyuyorlar birde yabancı olmamız onlara daha cazip geliyordu.Sarılanlar,öpenler,gizli gizli süzenler…

Birazda Fas’ın sokaklarından evlerinden bahsetmek istiyorum. Genel olarak müstakil ev tarzı hakim. Daha çok zenginler apartmanda oturuyor.Devlet siteye geçmek istiyor fakat halk hiç site yanlısı değil bir Faslı arkadaş devletin Faslılara ev verdiğini onların ise bu evleri satıp gecekondu tarzı evler yaptığını söyledi. Birbirlerinin tepelerinde oturmaktan hoşlanmıyorlar.Zaten oturdukları evler inanılmaz güzel çoğunun evi iki katlı ilk katı mutfak ve salon ikinci ve diğer katlar odalardan oluşuyor. evlerin içlerindeki eşyalar ise harika bizdeki sedir tarzı koltukları bir kaç tane minder,ortada yemek yedikleri sehpa ve duvara sabitlenmiş televizyon.Az eşya.Çoğu evde halı yok ve ayakkabı ile evlere giriyorlar.Türkiye’de eşiğe ayakkabı ile bassan uçan terlik herhangi bir uzvunda derin yaralar bırakabilir.Canım ülkem.Fasın sokaklarından bahsedecek olursak maalesef benim için koca bir hayal kırıklığı. İnanılmaz bir kirlilik var. Gittiğim bütün şehirlerde kötü bir koku ve yerlerde çöpler… Bunun için halkı suçlayamazsınız  çünkü kolay kolay çöp kutusu bulamıyorsun. Fas’a ilk gittiğimde elimdeki çöpü nereye atacağım diye arkadaşlara sorduğumda hepsi yere derdi bildiğiniz eğilerek çöpü yere bırakıyordum.Utandım. Ayrıca Agader’de sokaklarda inanılmaz bir idrar kokusu vardı bunu söylemek çok acı verici ama gerçek.Özellikle sahilin olduğu yerlerde bu durum daha fazlaydı neden bunu yaptıklarını sorduğumda aldığım cevap çok netti : “çünkü insanların dışarıda gidebileceği tuvalet yok. “. Haklı mı ? Haklı. İnsanlar pis. Temizlik kültürü yok. Sanırım Fas’ta en alışamadığım durum buydu.

Ne yedim? Tam tamına beş kilo alıp döndüm ülkeme. İnanılmaz güzel yemekleri var.Hangi tavuk dönerin içinde lapa pirinç olur?Olmuş.Adamlar yapmış bizde afiyetle yedik. Beyaz et düşkünü bir insan olarak bir cennete düşmüş gibiydim inanılmaz güzel tavuk ve balık pişiriyorlar. Kırmızı etin konusunu açmıyorum bile. Etin bu kadar güzel pişmesi kesinlik geleneksel Tajin tencerelerine bağlı lezzetli olması ise Fasın o  meşhur baharatları.Harira(çorba),Chebakkiya(tatlı),B’stilla,Mint tea(Fas çayı),Kuskus ve yemekten sayar mısınız bilmem ama haşlanmış salyangoz. Daha burada adını yazamadığım bir çok yemek var hepsi birbirinden güzeldi bir yemek hariç. Kuskus yemeğini hiç sevmedim.Aslında Fas için önemli yemeklerden bir tanesi. Sadece Cuma günleri yapılıyor ve hemen hemen her ev bu geleneğe uyuyor.Bizdeki ince bulgurun üzerine haşlanmış sebze ve et koyuyorlar aynı zamanda yanında et suyu var. Bulguru birleştirmek için konuluyor. Elle yeniyor. Sevmedim.Salyangoz ise Fasın her şehrinde olan ve seyyar arabalar ile satılan bir çeşit aparativ yiyecek. Yedim mi? Tabiki de salyangozun suyu 1 dirhem ve bir kase salyangozda 3-5 dirhem arasında. Suyu gayet lezzetli bildiğimiz et suyu gibi salyangozun kendisi ise fena değil salyangozu kabuğundan kürdanla çıkartırken kulaklarını görmem iştahımı kaçırsa da yememe engel olmadı.Denemelisiniz.

Şehirlerine gelecek olursak en asil olandan başlamak gerek:

Marrekesh namı diğer Kırmızı Şehir. Büyülü.Gitmeden önce gitmem gereken yerlere baktığımda ilk sıralarda çıkıyordu ve inanılmaz güzel görünüyordu.Gerçekten çok güzel bir yerdi fakat gene temizlik problemi vardı. Fotoğraflarda tertemiz görünen yer tam bir faciaydı her tarafta çöpler ve o masmavi görünen su bildiğimiz çamurdu.Önceden orada gençler akşamları toplanıyor dans ediyor ,şarkı söylüyorlarmış fakat bu tarz aktivitelerin yasaklanması ile tüm özelliğini yitirmiş.

IMG_5852

Jemaa El Fna Meydanı:Tam ortasında Ali Kaya pozu verdim.Fas isterse pislikten görünmesin bu meydan her şeye değer.Meydana gittiğimizde hava kararmak üzereydi en güzel hali tam da akşam vaktidir.Kandiller yakılmış,yemek stantları açılmış,seyyar satıcılar yerini almış,Fasın son ses çalan müzikleri ve inanılmaz kalabalık tam bir karnaval havası.Gözlerimi kapattım ve tam tur kendi etrafımda döndüm.Valizlerimin hala olmayışı,kamp müdürünün çok kaba biri olması,ayağımın sakatlanmış olması… Her şey önemini yitirdi.Her saniyesine değdi.Fakat o meydana bir kız olarak gitmek istiyorsanız kesinlikle yanınızda birileri olmalı çünkü Fas’da aşırı derecede hırsızlık ve taciz var.Her an her şeye maruz kalabilirsiniz. Gerçi bütün Marrakesh’i  kız başıma fellik fellik gezen ben değilmişim gibi konuşuyorum ama siz genede önleminizi alın.

Meydan gündüzleri ise meyve suyu stantlarıyla doluyor diyebilirim 3-5 dirheme taze sıkılmış meyve suyu içebilirsiniz. Ellerinde yılanla dolaşan amcalar görebilirsiniz üzerinize o yılanı atma olasılığı da çok yüksek aynı zamanda maymunlarda var en az 20 dirhem karşılığında fotoğraf çekilebilirsiniz.Meydanın tam yanında kapalı bir çarşı var bu çarşıda aklınıza gelebilecek her şey var.Benim bu çarşıda en çok ilgimi çeken kesinlikle deri çantalar ve devasal büyüklükteki avizelerdi.Bu konuda gerçekten ustalar. Avize alamadım haliyle ama bir deri çanta aldım yaklaşık Türk parasıyla 50-60 TL civarındaydı belki daha az olabilir.

MEYDAN

IMG_5786

Bahia Sarayı: İşte ahşap oymanın zirveye ulaştığı yer diyebilirim. Kapılarındaki oymalara söylenecek kelime bulamıyorum kifayetsiz kalır.gözlerimi kapattım ve sadece dokunum işte bu paha biçilemez bir duygu size bu kadar büyüleyici ve mest edici gelmeyebilir tabi ama ben bir ahşap aşığı olarak bu duyguyu en uçta yaşadım diyebilirim.Ahşaba seyah-ı avare dinletmiş kızım olsun de mi o kadar?Bu saray ahşap  kapılarıyla sınırlı değil,sarayın bahçeleri ve çeşmeleriyle de büyüleyiciydi aynı zamanda duvarlardaki fanyansların desenleriyle de göz alıcıydı. Bahia sarayı dünyanın  21 harikasından biri olarak da kabul edilmiştir.

DSC_0198

DSC_0144

Jardin Majorelle: Adından da anlaşılacağı gibi bir bahçe. Kaktüs severler için bir cennet diyebilirim.Bahçeye dışarıdan bakıldığında asla bahçe diyemezsiniz çünkü eski bir Fransız binası gibi fakat içeri girildiğinde kaktüs ormanı diyebiliriz.Girişi ücretli ve kesinlikle pahalı 30 tl kadardı.Bahçede gökyüzünü kapatan ağaçlar ve kaktüsler var.Aynı zamanda küçük bir butik ve butik genel kıyafetlerden ve Fasa ait geleneksel ürünler var.Bu ürünlerin hepsi çok pahalıydı dışarıda herhangi bir pazardan bu ürünleri yarısından bile daha ucuza alabilirsiniz.Tamamen turist kazıkçılığı…Bahçenin içinde  ek olarak havuz, bir kaç mavi ev,resim galerisi ve hemen hemen her köşe başında banklar  var. Fasın genel durumunu da değerlendirecek olursak burası da oldukça bakımsız kalmış bir çok kaküs ve ağaç kurumuştu.Fotoğrafta gördüğüm havuz tabiki de gördüğümle aynı değil gene temizlik sorunu vardi.Bakım yapıldığı taktirde çok güzel  bir bahçe olacağı kesin.Kaldı ki bu haliyle bile göz alıcı ve huzurluydu.DSC_0446DSC_0515

DSC_0516

Ve uzun süre kaldığım yer olan;

 Agadir’den bahsedeceğim  bizim Antalya,Marmaris, Muğla aklınıza gelebilir. Okyanus kıyısı ve yazın insanların tatil için tercih ettiği bir şehir. Çocuk kamplarının bir çoğu bu şehirde yapılıyor.Çok güzel plajı,sahili ve marinası var.Su sporları bizim ülkemize göre çok çok ucuz. Jetsky’e,Banana’ya hiç tereddüt etmeden binebilirsiniz. Agader gündüzden çok gece güzel oluyor diyebilirim marinanın olduğu yerlere seyyar satıcılar geliyor.Sokak şarkıcıları istemediğiniz kadar var.Gittiğiniz her mekanda  canlı müzik bulabilirsiniz. Diğer şehirlere göre dilenci oranı daha az. Fransız restoran ve kafeleri oldukça fazla. Souk el had adında kocaman bir pazarları var ve bu pazar Afrika’nın en büyük pazarıymış. Aklınıza gelebilecek her şey var bu pazarda giyimden,yiyeceğe teknolojik aletten ev eşyalarına kadar her şeyi bulmanız mümkün. Bu pazar oldukça ucuzdur tek yapmanız gereken sıkı bir pazarlık yapmak.Size 10 tl dediği şeyi 1 tl alabiliyorsunuz çoğu zaman hatta bazen almayacağını söyleyip ve gidiyormuş gibi yaparsanız arkanızdan koşa koşa gelip ürünü size çok ucuza sattıkları oluyor. Agader’in en sevdiğim yeri sanırım ortada olan küçük ve tek tepeciğidir onlar bu tepeciğe tabi dağ diyorlar 🙂 bu dağımızın üzerinde üç kelime yazıyor 1. Allah 2.Vatan 3.Malik(kral).Akşamları bu dağa çıktığınızda seyyarlarda satılan mısırları alıp okyanus ile Agader’in  birleşimini ,şehrin ışıklarını saatlerce izleyebilirsiniz hatta çok ucuz bir fiyata bunu bir devenin sırtında bile yapabilirsiniz.

IMG_5546

IMG_5504IMG_5389IMG_5343

Son olarak Fas’da bize yardım eden Merwa,Abdellah,Lalla,Fatıma,Muhammed,Mustafa adını yazamadığım canı gönülden yardımcı olmaya çalışan arkadaşlarıma ve yoldaşım Sümeyye’ye teşekkür ederim…

Yazdığım eleştiriler sizin Fasa karşı ön yargılı bakmanıza sebep olmaz umarım hiç bir şeyden pişman olmadım yaşadığım çok kötü anlara rağmen bir kere bile nereden geldim bu ülkeye demedim bir daha olsa bir daha giderim ve zaten bu yönde planlarım var ne zaman giderim belli olmaz ama gidip bir daha sümüklü böcek yiyeceğim bir daha sokaklarında kaybolacağım bir daha okyanusa karşı oturup Allah’a teşekkür edeceğim…

Teşekkürler Allahım….

 

morocco’da kırk beş gün” için 8 yorum

Kendininkini ekle

  1. Merhaba, ben de Temmuz adında aıesec ile marakeşe gitmeyi düşünüyorum. Fakat çok kararsızım Instagram adresiniz veya size ulaşabileceğim bir yer var mı?

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: